From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
wrong /ɹˈɒŋ/ 1. yanlış 2. haksız 3. ters 4. uygunsuz 5. usule uygun olmayan 6. bozuk 7. makbul olmayan 8. istenilmeyen 9. ahlaksız 10. yanlış şekilde, yanlış olarak, fena surette 11. günah 12. hata, kusur 13. yalan 14. haksızlık 15. gadir, zulüm 16. zarar 17. sapıklık, yanlış yol 18. hakkını yemek veya iptal etmek 19. zarar vermek, gadretmek, zulmetmek, haksızlık etmek 20. yanlış şekilde göstermek 21. lekelemek. wrong font (matb.) yanlış takımdan harf. wrong side out tersi yüzüne dönmüş. go wrong yanılmak, sapmak. say the wrong thing pot kırmak. I don't see anything wrong with it. Onda hiç bir acayiplik görmüyorum. Bunda hiç bir sakınca görmüyorum. What' wrong with him? Onun nesi var? The party started on the wrong foot. Toplantı aksiliklerle başladı. He is on the wrong side of sixty. Altmışını geçkindir. The water went down the wrong way. Su genizine kaçtı. Don't get me wrong. Beni yanlış anlama. There' something wrong with him. Onda bir acayiplik var. He was born on the wrong side of the blanket. O piç olarak doğdu. wrongly yanlış bir şekilde.