From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
strike /stɹˈaɪk/ 1. (struck 2. struck veya (nad.), (A.B.D.) stricken) vurmak, çarpmak, darbe indirmek 3. yumruk atmak 4. çakmak 5. çatmak 6. basmak, darbetmek 7. çalmak (saat) 8. gelmek, bulmak, ulaşmak 9. dolu zahire ölçüsünü bir tahta parçasıyla silip düzeltmek 10. akdetmek, kararlaştırmak 11. zihninde yer etmek, etkilemek, dikkatini çekmek 12. (den.) indirmek, mayna etmek (bayrak), arya sancak etmek 13. poz almak 14. ilerlemek 15. birdenbire bulmak 16. grev yapmak 17. kök sürmek, tutmak (bitki) strike camp çadırı bozmak. strike down darbeyle yere yıkmak 18. aciz bırakmak. strike dumb şaşırtmak. strike hands pazarlık şartlarını kabul ederek el sıkışmak. strike home etkilemek, tesirli olmak. strike it rich (k. dili) beklenmedik bir gelire erişmek. strike off veya from çıkarmak, ayırmak, kesmek. strike out karalayarak çıkarmak 19. işe koyulmak 20. (beysbol) üç kere topa vuramayınca oyun harici olmak. strike the set sahne donatımım boşaltmak. strike up çalmaya başlamak. strike up a friendship dostluk kurmak. It strikes me Bana öyle geliyor ki.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
strike /stɹˈaɪk/ 1. vurma, çarpma 2. grev 3. umulmadık bir yerde zengin maden filizi bulma 4. dolu kilenin üstünü silip düzeltecek alet 5. üstünlük, mükemmellik 6. doluluk 7. (jeol.) bir tabakanın yatay yönü 8. bir defada darbedilen sikke miktarı 9. (k. dili) anı başarı, büyük vurgun 10. bowling oyununda ilk vuruşta bütün kukaları devirme 11. (beysbol) topa vuramayış 12. çarpma (balık) strike'breaker grev bozguncusu. strike three (beysbol) üçüncü vuramayış 13. başarısızlık .general strike genel grev on strike grev halinde. sympathy strike sempati grevi.