DuckCorp

DuckCorp Dico

(RFC 2229 compliant dictionary server)

Found 2 definitions

  1.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    stand /stˈand/ 1. (stood) ayakta durmak, kaim olmak 2. durmak, ayakta kalmak 3. kalmak, baki kalmak 4. sebat etmek, tahammül etmek, çekmek, dayanmak 5. sabit olmak 6. inat etmek, ayak diremek 7. olmak, bulunmak 8. uymak, uygun gelmek 9. (İng.) aday olmak 10. (den.) gitmek, yol tutmak, doğrulmak 11. belirli bir ölçü uzunluğunda olmak 12. kalkmak, dikilmek 13. muteber kalmak 14. durdurmak, dikmek 15. yön göstermek 16. (k. dili) ziyafet masraflarını ödemek. stand a chance ihtimali olmak. stand aside bir kenara çekilmek. stand back geriye çekilmek. stand by hazır beklemek 17. yakınında durmak 18. arka çıkmak, desteklemek 19. (sözüne) sadık kalmak 20. karışmamak, lâkayt kalmak, yardım etmemek 21. (den.) hazır olmak, alesta durmak. stand clear emniyette bulunmak. stand down mahkemede şahitlik ettikten sonra çekilmek. stand firm sabit durmak: stand for tarafını tutmak 22. yerine geçmek, temsil etmek 23. müsamaha etmek. stand in awe of korkmak 24. bir kimseye karşı korkuyla karışık saygı duymak. stand in for vekaleten vazifesini görmek. stand in with araları iyi olmak. stand off uzak durmak 25. razı olmamak. stand on de temel tutmak 26. üzerinde ısrar etmek 27. (den.) yoluna devam etmek. stand ones ground davasından vaz geçmemek, sebat etmek. stand on one' own two feet yardım beklemeden kendi işlerini idare etmek. stand out ileriye fırlamış olmak 28. göze çarpmak 29. karşı durmakta inat etmek. stand over dikkatle izlemek 30. tehir edilmek. stand pat değişikliğe karşı olmak, politika değiştirmemek. stand still hareketsiz durmak, kımıldamamak. stand to sebat etmek. stand together uymak, uygun olmak. stand to reason makul olmak, akla yatmak. stand treat başkalarına ikram etmek. stand trial muhakeme edilmek, yargılanmak. stand up ayakta durmak, ayağa kalkmak 31. (kullanılışında) dayanmak 32. doğru çıkmak 33. (k. dili) randevuya gelmeyerek (birini) boşa bekletmek. stand up for bir kimsenin tarafını tutmak, taraftarı olmak. stand up to cesaretle karşılamak. stand up with nikah merasiminde (gelin veya damada) refakat etmek. Where does he stand on civil rights? Medeni haklara karşı tutumu ne?

  2.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    stand /stˈand/ 1. duruş 2. durak, durulacak yer 3. durum 4. saksı koymaya mahsus sehpa veya ayaklık 5. portmanto 6. satış tezgâhı veya masası, işporta 7. satıcının durduğu yer 8. tribün 9. mahkemede şahit yeri 10. bir kimsenin bulunduğu yer 11. işlemez durum, çıkmaz 12. turnedeki tiyatro ekibinin kısa bir zaman kaldığı şehir 13. ormanda yetişen ağaçlar 14. belirli bir tarlada bulunan ekin 15. (İskoç.) takım. be at a stand duraklamak. take a stand fikrini açığa vurmak 16. taraf tutmak. take the stand davada şahitlik yapmak.