From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3: soil /sˈɔɪl/ 1. toprak 2. ülke 3. gelişme ortamı, yuva. alluvial soil aluvyonlu toprak. one' native soil ana vatan. poor soil verimsiz toprak. rich soil verimli toprak.
soil /sˈɔɪl/ 1. toprak 2. ülke 3. gelişme ortamı, yuva. alluvial soil aluvyonlu toprak. one' native soil ana vatan. poor soil verimsiz toprak. rich soil verimli toprak.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3: soil /sˈɔɪl/ 1. kirletmek, lekelemek 2. namusuna leke sürmek 3. kirlenmek, lekelenmek 4. leke, kir 5. çirkef, pislik, çöp 6. gübre.
soil /sˈɔɪl/ 1. kirletmek, lekelemek 2. namusuna leke sürmek 3. kirlenmek, lekelenmek 4. leke, kir 5. çirkef, pislik, çöp 6. gübre.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3: soil /sˈɔɪl/ 1. hayvanları taze otla beslemek, semirtmek.
soil /sˈɔɪl/ 1. hayvanları taze otla beslemek, semirtmek.