DuckCorp

DuckCorp Dico

(RFC 2229 compliant dictionary server)

Found 2 definitions

  1.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    run /ɹˈʌn/ 1. (ran, run run'ning) koşmak, seğirtmek 2. çabuk gitmek, çabuk yürümek 3. kaçmak, firar etmek 4. gidivermek 5. işlemek, çalışmak 6. işletmek 7. çalıştırmak 8. sürmek, kullanmak 9. yarışmak 10. yarıştırmak 11. adaylığını koymak 12. geçmek 13. uzanmak, gitmek 14. akmak, dökülmek 15. dökmek, akıtmak 16. yayılmak 17. kaçmak (çorap) 18. irin akıtmak 19. vurmak (renk) 20. etkin olmak, görülegelmek 21. anlatılmak 22. göç etmek (balık) 23. meyletmek, yönelmek 24. devam etmek 25. oynanmak (piyes) 26. geçirmek 27. (arabayla) taşımak, nakletmek, götürmek 28. (kaçak mal) kaçırmak 29. idare etmek, yönetmek 30. seri halinde yayımlamak 31. hep bir arada bankadan para istemek 32. (oyunda) sayı yapmak. run about koşuşturmak, öteye beriye koşmak. run a blockade ablukayı yarmak. run a boundary sınırı geçmek. run across tesadüf etmek, rast gelmek. run against çatmak, uğramak 33. çarpmak. run aground karaya oturmak. run amuck (bak.) amuck. run a risk riske girmek. run a temperature ateşi çıkmak. run away kaçmak, firar etmek. run away with alıp kaçmak 34. kolay kazanmak. run counter to aksine gitmek. run down yermek, kötülemek, aleyhinde söylemek 35. arkasından koşup yakalamak 36. kurulmadığı için durmak (saat) 37. yavaşlayıp dinmek (konuşma) run for one' life kaçıp kurtulmak. run hard hızlı koşmak. run in (matb.) birleştirmek, bitiştirmek 38. yakalayıp hapse atmak. run into tesadüf etmek, rast gelmek 39. çarpmak. run into debt borca girmek. run off kaçmak 40. kaçırtmak 41. (matb.) basmak 42. beraberliği çözmek (yarış, oyun) run on devam etmek, ilerlemek 43. devamlı konuşmak. run on the rocks kayalara oturmak (gemi) 44. iflâs etmek, batmak. run out dışarı koşmak 45. bitmek, tükenmek 46. dışarı atmak, kovmak. run over ziyarete gitmek 47. ezmek, çiğnemek 48. üstünden geçmek, tekrarlamak 49. göz gezdirmek, gözden geçirmek 50. taşmak. run riot bolca yetişmek 51. coşmak 52. ayaklanmak. run short of (malzemesi) tükenmek, kıtlaşmak. run the gantlet (bak.) gantlet. run through israf etmek 53. saplamak 54. içinden geçirmek 55. çabucak gözden geçirmek. run to earth deliğine kadar kovalamak (av) run to seed tohuma kaçmak. run true to form kendisinden beklenildiği gibi davranmak. run up (borç) birikmek 56. artırmak 57. inşa edivermek 58. (bayrak) çekmek. run upon rastlamak, tesadüf etmek. run wild başıboş kalmak 59. yabanileşmek. They ran out of money. Parasız kaldılar. We are running out of time. Zamanımız daraldı.

  2.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    run /ɹˈʌn/ 1. koşuş 2. koşu 3. koşma, seğirtme 4. koşulan veya gidilen mesafe 5. (kıs.)a gezi 6. tutulan yol 7. serbest giriş veya kullanım hakkı 8. seri, tekrar 9. oynama süresi, gösterim süresi 10. gidişat, eğilim 11. işleme süresi 12. parti, bir seferlik verim 13. uzantı 14. kaçık (çorap) 15. akış 16. çay, dere 17. sürü halinde göç 18. (bir hayvanın) yaşadığı yer 19. kümes bahçesi 20. kayma yokuşu 21. bankadan toplu talep 22. hücum 23. (müz.), nağmeleme, sesgeçidi 24. (beysbol) tur, sayı 25. maden damarı 26. hedefe yaklaşma. a run of luck şans zinciri. the general run çoğunluk, büyük (kıs.)ım. a run for one' money şiddetli rekabetle karşılaşma 27. semere. have the run of girme izni olmak. in the long run zamanla, en sonunda. on the run acele 28. kaçmakta 29. geri çekilmekte 30. koşarken.