From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
open /ˈəʊpən/ 1. açık, içine girilir, serbest 2. kabule hazır 3. açık (hava), uygun 4. (den.) sisli olmayan 5. hazır 6. samimi, açık yürekli 7. (ask.) arasında mesafe olan 8. (müz.) (kıs.)ık olmayan, boğuk olmayan, dolgun sesli 9. (dilb.) ses or- ganları nispeten açık olarak söylenen (ünlü) 10. (dilb.) açık (hece) 11. aşikar, meydanda, gizli olmayan 12. sipersiz, istihkâmsız 13. içki satışı serbest (şehir) 14. cömert, eli açık 15. ödenmemiş (borç) 16. (gen.) the ile açık hava, meydan, açık saha 17. açık deniz. open admissions, open enrollment (A.B.D.) üniversiteye kaydolmak isteyen herkesi kabul etme usulü. open air açık hava. open city (ask.) açık şehir. open door herkese açık kapı 18. serbest ticaret (siyaseti) open housing (A.B.D.) ırk ve din farkı gözetmeden herkese açık kiralık ev ve apartmanlar. open order (ask.) dağınık savaş düzeni. open policy (sig.)orta bedeli konulan olayın gerçekleşmesi anında takdir edilecek (sig.)orta poliçesi. open sea açık deniz. open shop sendikalı veya sendikasız herkesi çalıştıran kuruluş 19. yalnız sendikasız işçileri kabul eden kuruluş. an open question iki taraf da haklı bulun- duğundan karara bağlanamayan mesele. an open verdict (huk.) cinayeti tespit edip de suçluyu tespit etmeyen karar. an open winter hafif kış. in open court açık oturum halindeki mahkemede. receive with open arms samimiyetle karşılamak. The harbor is open. Liman açıktır. lay open kesip açmak. openly açıkça açıktan açığa. openness açıklık.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
open /ˈəʊpən/ 1. açmak 2. işe başlamak 3. yaymak, sermek 4. umuma açmak 5. gevşetmek, çözmek 6. tiyatro mevsimini açmak 7. (huk.) davayı tekrar gözden geçirmek 8. kesip açmak, yarmak, deşmek 9. başlatmak 10. genişletmek 11. göstermek, bildirmek 12. görüşmeye başlamak 13. a- çılmak, çözülmek, gevşemek 14. çatlamak, yarılmak 15. başlamak 16. gelişmek 17. engelleri ortadan kaldırmak 18. göz önüne çıkmak.open in içeriye doğru açılmak. open out dışarıya doğru açılmak 19. açılmak. open up görüşmeye başlamak, söz açmak. open one' eyes gözünü açmak, uyarmak, haberdar etmek. open fire ateş açmak. Open in the name of the law! Kanun namına aç! Open sesame. Açıl susam açıl.