From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
heavy /hˈɛvi/ 1. ağır, kaldırılmasl zor 2. büyüklüğüne göre ağır 3. şiddetli, kuvvetli (yağmur, rüzgâr, fırtına) 4. fazla, olağandan çok (kar, oy sayısı) 5. kabarmış (deniz) 6. çol faal (borsa alışverişi) 7. aşırı 8. kalın (elbise) 9. ciddi, önemli 10. güç, zor (vazife) 11. bulutlu, kapalı (gök) 12. sıkıcı, ezici, usandırıcı 13. sıkıntılı, üzücü 14. kederli 15. zarafetsiz, incelikten yoksun 16. kaba 17. hazımı güç (yemek) 18. boğucu (koku) 19. derin (sessizlik) 20. uyku basmış, ağırlaşmış (göz) 21. (fiz.) ağır (izotop) 22. sıkışık (trafik) 23. (tiyatro), sin kötü adam rolü 24. dramda baş rol. heavy artillery uzun menzilli toplar. heavyduty dayanıklı, ağır iş için elverişli 25. ağır vergiye tabi. heavy earth (kim) baryum oksidi. heavy handed eli ağır, beceriksiz 26. can sıkıcı, zalim. heavy-hearted kederli, meyus. heavy hydrogen döteryum, ağır hidrojen. heavy industry ağır sanayi. heavyladen ağır yüklü. heavy water (kim) döteryum oksidi, ağır su. heavyweight ağlr sıklet 27. ağır sıkletli (boksör) heavy with fruit meyvayla dolu. heavy with young gebe. hang heavy yavaş geçmek (zaman) heavily ağır bir şekilde 28. şiddetli olarak. heaviness ağırlık 29. şiddet.