From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
grain /ɡɹˈeɪn/ 1. tane, habbe, tohum, zerre 2. hububat 3. eczacı tartısında 0, 065 gram 4. doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi 5. mizaç, huy 6. tanelemek 7. ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak 8. deriyi işlemek 9. sepilemek 10. tanelenmek. grain alcohol hububat alkolü. grain elevator tahıl ambarı. grain leather tüylü yüzü işlenmiş deri. grain side derinin tüyleri çıkarılmış yüzü. a grain of common sense bir nebze anlayış. against the grain tabiatına zıt, hoşuna gitmeyen. close grained sık damarlı. coarse grained iri taneli, kaba damarlı. cut across the grain ağaç damarlarından kesmek. dye in grain iyice boyamak. fine grained ince taneli, ince da- marlı 11. aslında kibar olan. with a grain of salt ihtiyatla, şüphe ile. graining ağaç damarlarını veya mermeri taklit ederek bo yama .