DuckCorp

DuckCorp Dico

(RFC 2229 compliant dictionary server)

Found 4 definitions

  1.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    full /fˈʊl/ 1. dolu 2. meşgul 3. boş olmayan, tutulmuş 4. tok 5. tam, tüm 6. azami derecede 7. met 8. dolgun, büyük, şişman, iri 9. tamam, bütün 10. dolun (ay) 11. kalın, pes (ses) 12. bol, geniş. full back (futbol) bek oyuncu. fullblooded saf kan. fullblown tamamen açmış 13. tam gelişmiş. fullbodied kuwetli ve memnun edici derecede (içki) full brother öz erkek kardeş. full dress resmi elbise, frak. fullface cepheden alınmış fotoğraf 14. (matb.) kalın harf. fullfashioned kesiksiz örülmüş. fullfledged tüyleri büyümüş, tam olgunlaşmış 15. harekete geçmiş 16. tam yetkili. full gainer havada ters perende atarak suya dalma. full house (tiyatro) her yerin dolu olması 17. pokerde ful. fulllength tam boy (portre) full membership tam üyelik asli üyelik. full moon dolunay. full nelson (güreşte) künde. full pay tam ücret veya maaş. full professor profesör. fullrigged üç direkli tam armalı (gemi) fullscale orijinal ebatta (suret, resim) 18. bütün güçle yapılan (hücum, teşebbüs) full score (müz.) her aletin çalacağı veya sesin okuyacağı notayı ayrı ayrı gösteren kitap. full speed tam sürat. full steam ahead son süratle ileri. full stop nokta 19. tam vuruş. full to overflowing, full to the brim ağzına kadar dolu, dopdolu. full up dopdolu. at full gallop dörtnala (at) chock full agzına kadar dolu. in full tam, etraflı. full blast in full swing bütün kuvvetiyle (çalışmak) in full view herkesin önünde, aleni olarak, görünürde. fully tamamen 20. tamamıyle, tastamam, tam.

  2.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    full /fˈʊl/ 1. (çuhayı) dibek içinde kül ve sabunla dövüp yıkamak, çırpmak 2. bol bırakarak dikmek veya dikilmek (elbise)

  3.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    full /fˈʊl/ 1. bir şeyin dolusu, bir şeyin olgunluk mertebesi. to the full son haddine kadar, tamamıyle.

  4.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    full /fˈʊl/ 1. tam, tamamen 2. fazlasıyle, pek çok 3. doğru. fullgrown kemale ermiş, tam gelişmiş. full many a flower bir dolu çiçek.