From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
free /fɹˈiː/ 1. azat etmek, serbest bırakmak, çözmek 2. hapisten kurtarmak, tahliye etmek.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
free /fɹˈiː/ 1. özgür, hür, azat 2. serbest, kurtulmuş, baymsız 3. açık 4. bedava, parasız 5. (bot.) ayrı 6. (kim) serbest terkipsiz 7. eli açık, cömert 8. teklifsiz, arsız 9. from ile azade, muaf, beri 10. of ile ari 11. parasız. free alongside geminin bordasında teslim. free board parasız yemek. Free Church devletle ilişkisi olmayan kilise. free enterprise (ikt.) serbest teşebbüs. free flight roketin enerjisiz uçuşu. freefrom pain ağrıdan kurtulmuş. free gift karşılıksız hediye. free kick (spor) serbest vuruş, frikik. free lance serbest yazar veya fotoğrafçı. free list (ikt.) gümrüksüz giren eşya listesi 12. bir yere parasız girenlerin listesi, parasız dergi alanların listesi. free liver her şeyden bol bol yiyip içen kimse. free love bir erkekle bir kadının nikâhsız olarak birlikte yaşaması. free on board (tic.) gemide teslim, fob. free port (tic.) serbest liman. free thought (özellikle on sekizinci yüzyılda) serbest düşünce. free trade (tic.) serbest ticaret, yüksek gümrük resminden muaf milletlerarası ticaret. free verse siir serbest nazım. free wheel (oto.) rnotorun hızı arabanın hızından az olduğu zaman tekerleklerin serbest dönmesini sağlayan tertibat 13. bisiklette pedallar kullanılmayınca arka tekerleği serbest bırakan kenet. free with his money eli açık, cömert. make free with lâubali olmak, yüzgöz olmak. set free serbest bırakmak, azat etmek. freely serbestçe.