From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3: fog /fˈɒɡ/ 1. (ged, ging) sis, duman 2. (foto.) donukluk 3. bunaklık 4. sisle kaplamak, karartmak 5. sisle dolmak, sis basmak: (foto.) belirsiz olmak, donuklaşmak 6. bunamak. fog bank (meteor) uzaktan özellikle denizde görülen sis, sis yığını. fogbound sis yüzünden beklemek mecburiyetinde olan. fogbow (meteor) bazen sisli havalarda görülen beyaz veya sarımtırak gökkuşağı. foghorn sis düdüğü.
fog /fˈɒɡ/ 1. (ged, ging) sis, duman 2. (foto.) donukluk 3. bunaklık 4. sisle kaplamak, karartmak 5. sisle dolmak, sis basmak: (foto.) belirsiz olmak, donuklaşmak 6. bunamak. fog bank (meteor) uzaktan özellikle denizde görülen sis, sis yığını. fogbound sis yüzünden beklemek mecburiyetinde olan. fogbow (meteor) bazen sisli havalarda görülen beyaz veya sarımtırak gökkuşağı. foghorn sis düdüğü.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3: fog /fˈɒɡ/ 1. ot biçiminden sonraki yeni sürgün.
fog /fˈɒɡ/ 1. ot biçiminden sonraki yeni sürgün.