DuckCorp

DuckCorp Dico

(RFC 2229 compliant dictionary server)

Found 3 definitions

  1.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    flash /flˈaʃ/ 1. parıltı, ani alev, şule 2. işaret olarak yanıp sönen ışık 3. an 4. birden gelen su akıntısı 5. (kaba) gösteriş 6. cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama 7. bülten. flashback geriye dönme. flashboard suyun yüksekliğini artırmak için barajın üstüne takılan tahta, savak taşırma kapağı. flash bulb (foto.) flaş. flash flood seylâp. flashlight el feneri. flash point (fiz.) ısınan bir sıvıdan çıkan gazların yanma harareti. flash torch tiyatroda şimşek çakması hissini uyandıran tertibat. flash in the pan gösterişli bir şekilde başlayıp neticesiz kalan hamle veya insan. a flash of lightning şimşek, yıldırım. in a flash ansızın, şimşek gibi, birdenbire. news flash (A.B.D) radyo veya telgrafla gelen acele ve kısa haber.

  2.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    flash /flˈaʃ/ 1. (ing) hırsız veya serserilere ait 2. gösterişli fakat sahte 3. kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.

  3.                 From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
                    

    flash /flˈaʃ/ 1. birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak 2. birden parlamak 3. birden akla gelmek 4. cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek 5. telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak 6. (k.dili) birdenbire göstermek 7. yağmurdan korumak için damın üstüne ve altına saç kaplamak. It flashed upon me. Birden aklıma geldi.