From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
fasten /fˈasən/ 1. bağlamak, açılmayacak surette kapamak, sürmelemek, tutturmak 2. dikmek, ayırmamak (gözünü) 3. üzerine atmak. He fastened his eyes on her. Gözlerini ona dikti. fastener bağlayan şey, bağ, toka, (bağlaç.) fastening kapalı tutan şey, raptiye, süngü, toka.