From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
fast /fˈast/ 1. oruç tutmak, perhiz etmek 2. . oruç, perhiz 3. oruç süresi. fast day oruç günü, perhiz günü. break one' fast orucu açmak, oruç bozmak, perhiz bozmak 4. kahvaltı etmek.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
fast /fˈast/ 1. çabuk, tez, seri, süratli 2. ileri 3. ahlaksız, eğlenceye düşkün 4. sıkı, sabit, yerinden oynamaz, çıkmaz 5. sadık 6. metin, dayanıklı, solmaz 7. derin (uyku) 8. süratle 9. sıkıca, sıkı olarak 10. tamamen, derin bir şekilde 11. yakında, yanında. fast color solmayan renk, sabit renk. fast friend yakın dost, sadık dost. fast shut sımsıkı kapalı. fast track (spor) düzgün koşu sahası. Iive fast ahaksızca yaşamak, çılgınca bir hayat sürmek, hızlı yaşamak. play fast and loose riyakarlık etmek 12. iki yüzlülük etmek. fast asleep derin uykuya dalmış. hold fast sıkıca tutmak, yapışmak 13. dayanmak.