From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
case /kˈeɪs/ 1. durum, vaziyet, hal 2. mesele, problem 3. hasta 4. vaka 5. dava 6. (gram) ismin hallerinden biri 7. (k.dili.) garip bir kimse 8. (A.B.D), (argo) iskandil etmek, dikizlemek. case ending (gram) hal takısı. case history tıbbi, sosyolojik veya psikiyatrik incelemelerde kullanmak üzere şahıslar veya aileler hakkında toplanan malumat. case in point konuşma konusu olan mesele. case knife kılıflı büyük bıçak. case law mahkeme içtihatlarına dayanan (huk.)uk. case lawyer dava vekili, avukat. case shot şarapnel. case system mahkeme içtihatlarına dayanan (huk.)uk sistemi. in any case her halde, ne de olsa, mutlaka. in case eğer, şayet. in case of, in case that olduğu taktirde. in that case o taktirde. Iower case (matb.) küçük harf. make out a case kuvvetli deliller göstermek. upper case (matb.) büyük harf.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
case /kˈeɪs/ 1. kutu 2. mahfaza 3. kın 4. kasa 5. çerçeve 6. matbaa tezgâhı 7. kutu veya mahfaza içine koymak, sokmak.