From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
beat /bˈiːt/ 1. vuruş, darbe 2. darbeden ileri gelen ses 3. (müz.) tempo 4. ses 5. polis devriyesi 6. ilginç bir haberin rakip gazeteden evvel neşri 7. (fiz.) birbirine yakın iki sesin meydana getirdigi ritmik çatlşma sesi. beaten dövülmüş 8. mağlup, yenilmiş 9. çok kullanılmış beater, cırpma makinası.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
beat /bˈiːt/ 1. (A.B.D.), (k.dili.) yorgun, yıpranmış, asi gençlerden olan. Beat Generation asi gençlik.
From English-Turkish FreeDict Dictionary ver. 0.3:
beat /bˈiːt/ 1. dövmek 2. defalarca vurmak, çırpmak, çarpmak 3. çalmak (davul) 4. yenmek, galip gelmek 5. sürgün avında avı çıkarmak için çalılara vurmak 6. üstün olmak, zor gelmek 7. (A.B.D.), (argo) önüne geçmek 8. (ask.) davul çalarak işaret vermek 9. atmak (kalp) beat about the bush bin dereden su getirmek. beat all hollow tamamen yenmek. beat a retreat geri çekilmek, ricat etmek. beat down pazarlıkta fiyat kırmak. Beat it ! (A.B.D.), (argo) Defol. (I.) beat off bertaraf etmek. beat the air boşuna uğraşmak 10. havanda su dövmekş beat the bushes aramak. beat time tempo tutmak. beat to windward (den.) orsasına seyretmek. beat up (k.dili) dövmek, dövüşte galip gelmek. beat up recruits acemi asker toplamak .